“Muasır medeniyetler seviyesine çıkmak”. Peki ne demek bu muasır medeniyetler seviyesi? Kısaca tanımlayacak olursak eğitimde, sağlık hizmetlerinde, ekonomide, iç ve dış güvenlikte, politikada, sanatta, kültürde sözde gelişmiş batılı ülkelerin düzeyine ulaşmaktır.
Çoğu zaman bu seviyeye çıkmayı bu saydığım alanların ne kadar çok gelişmişliğinde ararız. Biri çıkar “efendim insanımız cahil, eğitim şart” der geri kalmışlığı buna bağlar. Öteki “bırakın eğitimi insanımız karnını doyuramıyor” diyerek ekonomik geriliğe dikkat çekmek ister. Kimi “ bir ülke sanat, kültür hareketleri olmadan gelişmiş olmaz” söylemiyle yakınır. Bazılar iktidara laf atar düzgün liderin –onların deyimiyle- olmadığını söyler. Kimi feryat figan terörü lanetler suçu kolluk kuvvetlere atar. Bazıları çıkar demokrasi ülkemizde yok Türkiye bir hukuk devleti deyip kestirip atar. “Yargı bağımsız olmalıdır” söylemlerini zaten her kesim yapar. Ya insan hakları ona da laf atmadan olmaz. Biri ermeni sorunu diğeri kürt sorunu. Sen İslamcısın sen kafir. Yaftaladıklarımız, yargısız infazlarımız, düşünce suçlarımız, sosyal sapkınlıklarımız.
Herkes bir şeyler söyleye dursun bizim asıl sorunumuz “UNUTMAK” yada hatırlamamayı istemek. Doğu’da 4. sınıftan terk bir kız çocuğu öğretmensizlikten diğer arkadaşlarına ders vermeye başlar haber olur herkesin içi parçalanır ama sonra unuturuz. 2000’lerde yaptığımız hatalardan dolayı ülkemiz büyük bir ekonomik krize girer yine unuturuz. Sivas’ta edebiyat bacası kurulur, kültürümüz cayır cayır yanar hiç hatırlamayız. Oy verdiğimiz yöneticiler yolsuzluk yapar, üste hiçbir icraat yapmaz medya bunu gözümüze sokar sonra biz unuturuz. Pkk terörü yollar keser kahvehaneler basar çocuklar ölür hep aklımızda deriz unuturuz. Yargıçlar rüşvet alır bir daha hiç adları anılmaz. Karakollarda işkenceler olur polisleri yargılamaya çalışırız ama hiçte hatırlanmak istenmez. Tarihte her nokta kayıtlıdır ama biz hiç bakmayız, gene unuturuz. İlk öğretimden üniversiteye tarih dersinin önemine dikkat çekek isteyen eğitimcilerimi yakın tarihimizi hatırlamayıp, tarihi sevmeyen gençliğe kızar. Dünü bilmeyen bir insandan tarihi geçmişimizi sevmesini onu okuyup öğrenmesini nasıl bekleyebiliriz peki?
“Gelecek dünde gizli!!” hiçte bile, gayet net, açık ve öğrenilmeyi bekliyor; tekrarlanmaması gereken hatalar, göze alınması gereken riskler ve yapmamız gerekenleriyle. Tarih oradadır hep
Tarih sessizdir
Tarih affetmez
Tarih geleceği göstermez ama en büyük kanıtlarını verir
Tarih özü gösterir
Tarih yalan söylemez
Tarih yargılamaz
Tarih göreceli değildir subjektif hiç değildir
Tarih bir imtiyaz değildir
Tarih hatalarımızı öğrenmektir.
Bir ülke, bir yönetici, bir aydın, bir aile, bir birey için hata yapmak çok normaldir. Anormal olan ise yapılan hataları tekrarlamaktır.
İşte bizim sorunumuz bu unutmak yada hatırlamamayı istemek.
Volkan gökçe