« Önceki | Sonraki »

25/11/2008

Türbe

Kafamda yarattığım bir türbe, içinde tapılası hayallerimle;

Her yardım isteğiyle kapılarını bana açan içinde yeşilleri olmayan bir türbe..

İçinde farklı farklı ben, farklı farklı sen olduğu bir türbe..

Biraz yaşamın içinden resimler, çokça hayal gücü var içinde..

“Sen”ler tasarlıyorum içinde yüzlercesiyle; en mükemmelleri değil belki ama hepsi “sen”…

Belki bir fabrika, içinde suretler yok sadece duruşlar var belki..
Surete ihtiyaç duymuyorum beklide
Çünkü hepsi sen..

Gerçekleştirmiyorum yada kendimi kandırıyorum böyle…

Ertelemek belki, seni “sen”le ertelemek

Kendimide ertelesem keşke
Keşke başka suretler çizebilsem hepside “sen” olsa
Mükemmel değil belki ama “sen” olsa hepsi

Kafamda yarattığım bir türbe bu; tapılası hayallerim sen,

bütün düşlediğim sen

volkan gökçe

22/11/2008

Aralık

Her şey dar bir çerçeveden gözükür gözüme

Hayatı orası sanıp orası yaşarım
Orası gece olur, ben uyurum
Aralıktan yağmur girse ıslanabilir ancak bedenim
Hep aynı ağaç, hep aynı ev
Arada bir pencereden bir kız çıkar, ona bakarım

Günün aynı saati dolar gözlerim
Avunmak için bakarım bu sefer aralıktan

Sesler yine aynı; kuş cıvıltıları

Her yeni günde, farklı bir film beklermiş gibi bakarım aralıktan
Taze erguvan kokuları ve bir tutam ışık


volkan gökçe

11/11/2008

Muasır medeniyetler seviyesi

“Muasır medeniyetler seviyesine çıkmak”. Peki ne demek bu muasır medeniyetler seviyesi? Kısaca tanımlayacak olursak eğitimde, sağlık hizmetlerinde, ekonomide, iç ve dış güvenlikte, politikada, sanatta, kültürde sözde gelişmiş batılı ülkelerin düzeyine ulaşmaktır.

Çoğu zaman bu seviyeye çıkmayı bu saydığım alanların ne kadar çok gelişmişliğinde ararız. Biri çıkar “efendim insanımız cahil, eğitim şart” der geri kalmışlığı buna bağlar. Öteki “bırakın eğitimi insanımız karnını doyuramıyor” diyerek ekonomik geriliğe dikkat çekmek ister. Kimi “ bir ülke sanat, kültür hareketleri olmadan gelişmiş olmaz” söylemiyle yakınır. Bazılar iktidara laf atar düzgün liderin –onların deyimiyle- olmadığını söyler. Kimi feryat figan terörü lanetler suçu kolluk kuvvetlere atar. Bazıları çıkar demokrasi ülkemizde yok Türkiye bir hukuk devleti deyip kestirip atar. “Yargı bağımsız olmalıdır” söylemlerini zaten her kesim yapar. Ya insan hakları ona da laf atmadan olmaz. Biri ermeni sorunu diğeri kürt sorunu. Sen İslamcısın sen kafir. Yaftaladıklarımız, yargısız infazlarımız, düşünce suçlarımız, sosyal sapkınlıklarımız.

Herkes bir şeyler söyleye dursun bizim asıl sorunumuz “UNUTMAK” yada hatırlamamayı istemek. Doğu’da 4. sınıftan terk bir kız çocuğu öğretmensizlikten diğer arkadaşlarına ders vermeye başlar haber olur herkesin içi parçalanır ama sonra unuturuz. 2000’lerde yaptığımız hatalardan dolayı ülkemiz büyük bir ekonomik krize girer yine unuturuz. Sivas’ta edebiyat bacası kurulur, kültürümüz cayır cayır yanar hiç hatırlamayız. Oy verdiğimiz yöneticiler yolsuzluk yapar, üste hiçbir icraat yapmaz medya bunu gözümüze sokar sonra biz unuturuz. Pkk terörü yollar keser kahvehaneler basar çocuklar ölür hep aklımızda deriz unuturuz. Yargıçlar rüşvet alır bir daha hiç adları anılmaz. Karakollarda işkenceler olur polisleri yargılamaya çalışırız ama hiçte hatırlanmak istenmez. Tarihte her nokta kayıtlıdır ama biz hiç bakmayız, gene unuturuz. İlk öğretimden üniversiteye tarih dersinin önemine dikkat çekek isteyen eğitimcilerimi yakın tarihimizi hatırlamayıp, tarihi  sevmeyen gençliğe kızar. Dünü bilmeyen bir insandan tarihi geçmişimizi sevmesini onu okuyup öğrenmesini nasıl bekleyebiliriz peki?

“Gelecek dünde gizli!!” hiçte bile, gayet net, açık ve öğrenilmeyi bekliyor; tekrarlanmaması gereken hatalar, göze alınması gereken riskler ve yapmamız gerekenleriyle. Tarih oradadır hep

Tarih sessizdir

Tarih affetmez

Tarih geleceği göstermez ama en büyük kanıtlarını verir

Tarih özü gösterir
Tarih yalan söylemez

Tarih yargılamaz

Tarih göreceli değildir subjektif hiç değildir

Tarih bir imtiyaz değildir
Tarih hatalarımızı öğrenmektir.

 

Bir ülke, bir yönetici, bir aydın, bir aile, bir birey için hata yapmak çok normaldir. Anormal olan ise yapılan hataları tekrarlamaktır.

İşte bizim sorunumuz bu unutmak yada hatırlamamayı istemek.

 

Volkan gökçe

29/9/2008

Aşkın rengi





Aşkın rengi mavi dediler
Ben bütün renleri baştan yarattım.



Volkan Gökçe

26/9/2008

Neyin Modası ?

Moda için basit bir tanım yapıcak olursak sosyal bir varlık olan insanoğlunun popüler olan herşeyi takip etmesidir. Yani herkes puantiyeli entari giyiyor ise beğenmeseniz de moda bu demektir. Birde postmodern anlayış vardır. Kimilerinin buna "moda insanın kendine yakışanı giymesidir” der. Bazılarıda Paris, Milano, Newyork gibi modanın kalbi sayılacak yerleri kıstas alır ve şöyle der “işte moda budur”. Kim nederse desin herkesin kendine göre bir moda anlayışı vardır.

Dünya bile bu tartışmasını bir kenara atıvermiş kendisini “nasıl daha en iyiyi satarım” a getirmişken bizim hala “moda nedir? Moda şöyle olmalıdır tartışmaları içinde olduğumuz kesin.

 

Fakat bu tartışmaların çokta uzağında olmayan Bağdat Caddesi’nde kısa adıyla “Cadde” olaylara farklı bir yorum getirmiş durumda. Kısa zaman içinde eğer yolunuz düştüyse bu tartışmalara nasıl bir yorum getirdiğini görmüş olmanız gerekir. Şaşkınbakkal’dan caddebostan’a doğru giderken bu olayın gözünüze çarpmaması imkansız zaten.

Başlangıç olarak dikkanizi çekicek Adidas'ın klasik 3 çizgili eşofman altını giyen ve bunu klasik bilekli Converse ayakkabılarıyla birleştiren giyim tarzı. O kadar çok kişinin üzerinde bunlar varki sayarken üşenmeniz çok tabi olur. Kimilerine göre bu bir üniforma farklı kombinasyonuda olsa ağırlıklı olarak siyah üzerine beyaz üç çizgiler yerini biraz daha cıvıl renklerdeki 3 çizgilere bırakıyor. Converslerde açık krem, beyaz ve tertemiz.

2000’lerin başında bu kalıp biraz daha farklıydı. Üstte büyük deri borbour montları süet Timberland’lar tamamlıyordu. Belki bu kombinasyonun kırıntıları devamda etse de tahtını başkasına devrettiğide bir gerçek.
Elde taşınan sahte Luis Vuitton ve vakko çantalara karşı dirsekte taşınan büyük deri çantaların durduğunu görebilirsiniz. Bazılarıda omuzda askılı çantalarını çapraz asarak yadsınmıyacak bir kalabalık oluşturuyor. Erkekler genelde spor çantaları tercih ediyor.Bu çoğunluk “umarım hepside spor yapıyordur” dedirten cinsten.

Gözlüklere gelince erkekler genelde rayban marka polis gözlükleri diye tabir edilen damla gözlükleri tercih ediyor. Bazısı 70’lerde moda olan çerceveli ince modelleri seçmiş.Ama genç bayanlarda bu durum daha fiks.Yuvarlak çevçeveli ve devasa gözlükler içine gömülmüşler.

Abercormbie&Fitch ve GAP markalı ve büyük logolar T-shirtlerde dikkat çekiyor.Her üç kişiden birisinde rastlamak mümkün.Bunu bol, düşük bel, cepleri çok olan jean’lar tamamlıyor. Kimi kızlar renkli çingene eteklerini büyük kemerleriyle tutturup üstlerine yine bu büyük logolu markaların T-Shirtlerini giyiyorlar

Devasa saatlerin modası geçti sananlar burada bir kez daha yanılıyorlar.Markası belli olanların aksine Pazar mallar daha çok moda sanırım.

Saçlara gelince erkeklerde bayanlarda fön makineleriyle çok barışık nerdeyse jöleli kimseye rastlamıyorsunuz.Özellikle briyantin modası geldiğini düşünüyorsanız bir kere daha düşünün burada.
Toprak rengi makyajın yerini yanık tenler almış.Sadece kızlar değil özellikle erkeklerde solarium çok moda “Cadde” şeklindede söylenilen yerde.

Moda üzerinde yorum yapan erkekler hep kadınların çeşitlilik için daha şanslı olduğunu söylerler fakat burası için geçerli değilmiş gibi..

 

Volkan Gökçe
Erkek Magazin Moda Yazarı

Bize arkadaş arama siteleri konusunda yardımcı olacağından bahsediyor ve ekliyor arkadaş arama siteleri burada. Ücretsiz arkadaşlık siteleri için ideal. Arkadaş arama siteleri içinde öyle tabi. http://arkadas-arama-siteleri.blogspot.com arkadaş arama.